Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)
Banu Atabay'ın lezzetler.com yemek tarifleri sitesi
117,226 Yemek Tarifine 4,822,290,071 defa bakıldı

Nedim Atilla tarifleri

Nedim Atilla Yemek Tarifleri


Önceki Aramalar




Günün Yemek Menüsü
Günün İkram Menüsü

Fotoğraflı Yemek Tarifleri

Ana Sayfa
Video Yemek Tarifleri
Yemek Galerileri
Yemek Fotoğrafları
Ana Yemek Tarifleri
Tatlı Tuzlu İkram Tarifleri
Yöresel Yemek Tarifleri
Geleneksel Yemek Tarifleri
Etnik Yemek Tarifleri
Dünya Mutfaklarından Yemek Tarifleri
Diyet Yemek Tarifleri
Markalardan Yemek Tarifleri
Ustalardan Yemek Tarifleri   
Ayşe Tüter Yemek Tarifleri
Banu Atabay Yemek Tarifleri
Elif Korkmazel Yemek Tarifleri
Emine Beder Yemek Tarifleri
Ergun Köknar Yemek Tarifleri
Eyüp Sevinç Yemek Tarifleri
Gülhan Kara Yemek Tarifleri
İkbal Gürpınar Yemek Tarifleri
Necip Usta Yemek Tarifleri
Nedim Atilla Yemek Tarifleri
Oktay Usta Yemek Tarifleri
Özgür Şef Yemek Tarifleri
Sahrap Soysal Yemek Tarifleri
Selçuk Kuzu Yemek Tarifleri
Tuğrul Şavkar Yemek Tarifleri
Ümit Usta Yemek Tarifleri
Bebek Yemek Tarifleri
Vejetaryen Yemek Tarifleri
Osmanlı Yemek Tarifleri
Kamp Yemek Tarifleri
Sebze Yemek Tarifleri
Meyve Tarifleri
Kırmızı Et Yemek Tarifleri
Av ve Kümes Etleri Tarifleri
Balık ve Deniz Ürünleri Yemek Tarifleri
Sakatat Yemek Tarifleri
Çerez Tarifleri
Tahıl Yemek Tarifleri
Diğer Malzemelerden Yemek Tarifleri
Pişirme Yöntemlerine Göre Yemek Tarifleri
Tatlarına Göre Yemek Tarifleri
Kolay Tarifler
Alfabetik Yemek Tarifleri
En Yeni Yemek Tarifleri
Malzemeye Göre Arama
Diğer Konular
Mütevazı Lezzetler® Yemek Kitapları


Üye Girişi
Yeni Üye Kaydı






Sayfa: « Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12


LEBENİYE (MARDİN)

Nedim Atilla

MALZEMELER:
1 bardak aşurelik buğday
1 kg yoğurt
1 tutam tuz

HAZIRLANIŞI:
Bir gün önceden Mardin yoğurdu süzülür. Buğday pişirilir. Daha sonra süzülmüş yoğurt sulandırılır ve pişmiş olan buğday içine katılır. Yoğurt ve buğday iyice karıştırıldıktan sonra ateşe koyulur, tuz ilave edilip sürekli karıştırılarak pişirilir. Muhallebi kıvamına gelince ateşten indirilir, kaselere boşaltılarak servis yapılır.


ML® Yoğurtlu Lebeniye için tıklayın




KİLİÇE (MARDİN)

Nedim Atilla

MALZEMELER:
1 kg un
1,5 su bardağı şeker
1 adet margarin veya 1 su bardağı tereyağı
1 su bardağı süt
3 yemek kaşığı mahlep
2 yemek kaşığı rezene
1 yemek kaşığı zencefil
1 yemek kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı hindistancevizi
1 paket yaş maya

HAZIRLANIŞI:
Yağ eritilir. Şeker, sütün içinde eritilerek yağa eklenir. Baharatlar ve maya konulup karıştırılır. Yavaş yavaş un katılarak yoğrulur. Mayalanması için beklemeye bırakılır. Daha sonra şekillendirilerek fırına verilir.

Not: Süryanilerin en önemli geleneği bir yiyecek üzerine kurulu: Kiliçe kırmak... Genç, yaşlı, kadın, erkek ve mutlaka çocuklar; herkes âdet olduğu gibi en yeni elbisesiyle gelir kiliseye. Ve yine âdet olduğu gibi kapıda dağıtılan çörekten bir tane alıp öyle oturur sırasına. Aynı çörekten geline ve damada da verilir. Nikah kıyıldı mı, ilk iş çörekleri kırmak olacaktır. Herkes kendi çöreğini yanmdakiyle kıracak ve onun hayatına tanıklık edecektir. Asıl niyet ve dilek, gelinle damadın birbirlerinin hayatlarına tanıklık etmeleridir. "Yanınızdakinin genç ya da yaşlı, kadın ya da erkek olması önemli değil. Yeter ki siz iyi niyetlerle onun hayatına tanıklık edeceğinize inanın."



NAR

THY Skylife

Son yıllarda, sağlıklı yaşam üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, bazı gıdaların daha fazla ilgi görmesinde önemli rol oynuyor. Nar, suyu ve kendisi hakkında yayımlanan yüzlerce haber ve makaleden sonra tüm dünyada popülarite kazanmış bir meyve. Bu ilginin ardındaki anahtar kelime ise, ‘antioksidan’. Çünkü antioksidan günümüzde, bir gıdanın satışını da belirleyen en büyük etken durumunda.

BEREKETİN SİMGESİ
Bilimsel verilerin söz konusu olmadığı, insanların yiyeceklerin yarar ve zararlarını deneme yanılma yöntemiyle anladıkları, dinler öncesi zamanlarda bazı gıdalar daha fazla önem kazandı. Dinlerin ortaya çıkışıyla da kutsal kitapların vurgu yaptığı gıdalar nimet olarak kabul gördü. Nar, bu nimetlerden biridir. Literatürde antik bir meyve olarak adı geçer. Bereketin simgesi olarak kabul gören nar, Helen ve Roma dönemlerinde üzerine efsaneler yazılan bir meyve oldu.

VE İSPANYOLLAR NARI AMERİKA’YA GÖTÜRÜR...
Narın, batı mutfaklarında yaygın olarak kullanıldığını pek söyleyemeyiz. Anavatanı, İran ve Hindistan’ın Himalaya bölgesi olarak tespit edilen narın, günümüzde de üretimi en fazla bu bölgelerde yapılır.

Arap Emevileri sayesinde narla tanışan İspanyollar, narı Amerika kıtasına götürdüler. Bugün Amerika nar üretiminde üçüncü büyük üretici konumuna geldi. Ülkemiz ise dördüncü büyük üretici. Nar, özellikle ülkemizde ve Ortadoğu ülkelerinin mutfak kültüründe yoğun olarak kendine yer bulmaya da devam ediyor.

BİR ÇİÇEKTEN BİN MEYVEYE
Nar meyvesinin oluşumu dahi, insanda hayranlık uyandırır. Çiçeğindeki zarafet, ünlü şairlerimize ilham kaynağı olur. Feyzi Halıcı ‘Günaydınım Nar Çiçeğim Sevdiğim’ adlı şiirinde sevgilisine “nar çiçeğim” diyerek atıfta bulunur. Sonraları bu şiir, ünlü müzisyen merhum Cinuçen Tanrıkorur’un bestesi ile sonsuzluğa kavuşur.

Bir zarif çiçekten oluşan narın, deriye benzeyen, kırmızıdan yeşile kadar uzanan renklerdeki kabuğu ayrı güzeldir. Kabuğunda kırmızısı bol olan narlar evlerde aksesuar olarak da kullanılır. Ressamların tablolarında motif olur, başköşedeki yerini alır.

Deriye benzeyen kabuğu, meyvenin bozulmadan uzun zaman saklanmasını sağlar. Nem oranı % 80-85 olan ortamlarda altı ay kadar narı korumak mümkündür. Bu özelliğiyle de geçmiş yüzyıllarda, uzun yolculuklarda bulundurulması gereken gıdaların başında gelmiştir.

BİN TANELİ BİR TANE
Narın çiçeklendiği taç ise, kralların tacına ilham olur. Taçlanmış kabuğun içindeki çekirdekler ise insanın aklını başından alacak güzellikte. İncecik saydam zarla kaplanmış yüzlerce ab-ı kevser torbacıkları insanın ruhunu baharlara çalar. Ülkemizde, “çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane” bilmecesi nar deyince hemen akla gelir. Yüzlerce nar tanesinin bir aradalığı, asırlar önce bereketin simgesi olarak görülmüştür. Bu nedenle nar, bazı geleneklere de konu olmuştur. Yakın bir zamana dek hem İran’da hem de ülkemizde uygulanan bir adeti, Nedim Atilla bir yazısında bakın nasıl anlatıyor: “Biz çocukken, İzmir’deki iki katlı, cumbalı, sakız yalısı türünden evlerin hemen hepsinde yeni yılın bereketli geçmesi için ‘nar kırmak’ sürdürülen bir gelenekti. Eylül ayından başlayarak toplanan narlardan bir kısmı 1 Ocak günü için saklanırdı. Yeni yılın ilk uzun kahvaltısının ardından da törensel bir sunumla evin en yaşlı insanı tarafından elle kırılırdı narlar. Bir gün önce evde toz avcılığı yapan evin hanımları ise saçılıp dökülen nar tanelerine seslerini çıkarmazlar, hatta “nar tanesi-nur tanesi” diye başlayan manilerden söyledikleri bile olurdu. Çocuk aklımızla narları yemeğe, hatta önceden yapılıp saklanmışsa nar şerbetinin üzerine de konulan nar dişlerini ağzımızda gevelemeye bayılırdık”...

TATLI, MAYHOŞ VE EKŞİ
Nar tatlı, mayhoş (tatlı ekşi arası) ve ekşi tatlara sahiptir. Bu özelliği sayesinde tatlıdan tuzluya birçok mutfak uygulamasında tercih edilir. Özellikle ekşi tadlar arandığında, gerek suyu gerekse tanesi, tatlı-ekşi lezzetiyle yemeklere ferahlık katar.

Geleneksel mutfağımzda ekşi tatları narın dışında limon, yeşil erik, ekşi kayısı, elma, koruk, sumak, ayva, vişne, çağla gibi meyvelerle de elde ederiz. Eğer tazeleri yoksa kurularını veya pekmezleştirilmiş halde yemeklere mutlaka ekleriz. Narların da sofralık kullanımına uygun olmayanları pekmez haline getirilir. Nar ekşisi veya nar pekmezi olarak değerlendirilir. Özellikle salatalarda ve közleme soğan eşliğinde kullanıldığında lezzete lezzet katan nar ekşisini, Türkiye’ye güneydoğulu kebabçılar tanıtmıştır. Bugün, damak tadına düşkün olanlar soya veya balsamik sosları yerine nar ekşisini tercih etmeye başlamışlardır.

Narın faydaları bilimsel ortamlarda yeterince anlatılmaktadır ama bence nar, ‘meyvelerin havyarı’dır. Başka karışımların içinde kullanmak doğanın bu mucizesine haksızlık olur.



ENGİNAR

THY Skylife

Kutsal kitaplarda ya da mitolojik hikâyelerde geçen bazı sebze veya meyveler, geçmiş asırlarda diğerlerinden farklı bir itibar görmüştür. Eskiden bahar aylarının başında tezgâhlara düşen, artık şubat ayından itibaren kendini göstermeye başlayan enginar da onlardan biri. Aslında bir diken olan enginar, olgunlaşma sürecini tamamlayınca adeta devetabanı dikenini anımsatan bir bitkiye dönüşür. Uzmanlar, enginarın mı dikenden, yoksa dikenin mi enginardan türediği konusunda tartışmalar ortaya atarlar. Tartışmasız olansa, enginarın bir Akdeniz bitkisi olduğudur.

ADI NERELERDEN GELİYOR?
Enginarın anavatanı ile ilgili farklı yorumlar söz konusu olsa da çoğunluk onun bir Doğu Akdeniz sebzesi olduğunda buluşur. Yazar Nedim Atilla, İspanya'da katıldığı bir seminer sonrası kaleme aldığı makalesinde, Perslerin enginara 'kenger' adı verdiklerini aktarır. Bugün Anadolu'nun birçok yöresinde, yenilebilen dikenlere de 'kenger' denmektedir.

Sicilya'da enginarın karşılığı olarak 'sinar' kelimesi kullanılır. Efsaneye göre Zeus, Zinara Adası'nda yaşayan güzel Cynara'yı (Sinara) çok beğenir ve onu tanrıçalaştırır. Fakat Cynara pek aldırış etmeyince Zeus çok kızar ve onu enginara dönüştürür. Latince 'Cynara Scolymus' olarak geçen bitkinin adını bu efsaneden aldığı düşünülmektedir.

Arapça'da enginarın adı 'el harşuf' ya da 'el kharshuf'dır. Batılı kaynaklar, dillerindeki enginar kelimesinin 'al kharshuf'tan türediğini belirtirler. Venedikli tacirlerin Antakya'ya gelip gitmeleri sonrası enginarı, Venedik, Sicilya ve oradan İspanya'ya taşıdıkları bilinmektedir. İspanyollar enginara, Arapça'dan türetilen 'alcarchofa'; İtalyanlar, 'arccioffo' derler. Venedik lehçesinde ise 'articioco' (artiçoko) olarak geçer. Fransızca ve İngilizce'ye de bu kelimenin kökeninden girer.

ENGİNARIN DÜNYA TURU
Enginarın, Batı mutfaklarının merkezi olan Paris'e gelişi 16. yüzyılı bulur. Ahmet Örs'ün de bir makalesinde söz ettiği gibi; İtalya tarihinde iz bırakmış ünlü Medici ailesinin kızı Catherine, Fransa'ya gelin olarak gittiğinde enginarı da ilk defa Paris'e getirir. Fakat o dönemlerde enginarın bir afrodizyak olduğu söylentisinin yayılmasıyla Paris'te kadınların enginar yemesi yasaklanır…

Enginarın Amerika'ya gidişi ise 18. yüzyılı bulur. Özellikle Kuzey Kaliforniya kısa sürede bir enginar yetiştirme merkezine dönüşür. Eyalette, 1950 yılından beri her yıl mayıs ayında bir enginar festivali de düzenleniyor. Henüz meşhur değilken Marilyn Monroe da enginar festivalinin ilk kraliçesi seçilmiştir. Aslında Sinara, Catherine de Medici ve Marilyn Monroe gibi güçlü ve güzel kadınlar, farklı asırlarda yaşamalarına rağmen enginar efsanesinde ilginç bir bağlantı oluşturmaktadırlar.

EGE'DE SAPI DAHİ YENİR
Enginarın gerek Türk mutfağında gerekse Yunan mutfağındaki konumu dünya mutfaklarına kıyasla biraz farklılık gösterir. Enginar bu iki mutfakta itibarlı veya kimine göre lüks yemek kabul edilirken, Batı mutfaklarında daha çok garnitür ya da bir yemek içindeki sebze çeşidi olarak değerlendirilir.

Türkiye'de başlıca iki enginar cinsi yetişir. Ege'nin Sakız enginarı ve İstanbul'un Bayrampaşa enginarı. Birbirlerinden oldukça farklıdırlar: İzmir enginarı daha ufak ve daha körpe yapraklıyken, Bayrampaşa enginarı iki katı büyüklüğünde ve çok sert yapraklıdır. Ege mutfağında enginarın sapı dahi, mutfaklarda nefis yemeklere dönüştürülür. Hele çiğken, pirinçle doldurulmuş körpe enginarlar ancak İzmirli hanımların marifetiyle yapılabilir. İzmirliler, İstanbul mutfağında pişen enginarları pek beğenmezler. Aralarındaki enginarın nasıl pişirileceği konusundaki tatlı anlaşmazlık bir türlü son bulmaz.






   
Sayfa: « Önceki  1, 2, 3 ... 10, 11, 12



lezzetler.com
Site Hakkında
Kullanım Kuralları
Uyelik Kuralları
Gizlilik Bildirimi
Hediyeli Uyelik
Bölümler
Web Araçları
lezzetler.com Siteleri
lezzetler.com Turkce
lezzetler.com Mobil
lezzetler.com Blogları
en.lezzetler.net English
es.lezzetler.net Español
de.lezzetler.net Deutsch
it.lezzetler.net Italiano
fr.lezzetler.net Français
lezzetler.org International
Yemek Kitapları
Mutevazı Lezzetler® Yemek Kitabı
Mutevazı Lezzetler® İkramlar
Mutevazı Lezzetler® Kurabiyeler
Mutevazı Lezzetler® Çorbalar
Mutevazı Lezzetler® Pilavlar
Mutevazı Lezzetler® Videoları
Mutevazı Lezzetler® Fotoğrafları
Mütevazı Lezzetler®
Mutevazı Lezzetler® Sertifikaları
Mutevazı Lezzetler® Türkçe
Mutevazı Lezzetler® Azəricə
Mutevazi Lezzetler® English
Mutevazi Lezzetler® Español
Mutevazi Lezzetler® Deutsch
Mutevazi Lezzetler® Français
Mutevazi Lezzetler® Italiane
Скромные Вкусы® Русский
لذيذ المتواضع ®عربية
Video Sunucuları
video.lezzetler.com
video.mlrecipes.com
atabay.org
Youtube
Google+
Dailymotion
Facebook
İzlesene
Mynet
Sosyal Medya
lezzetler.com facebook uygulaması
lezzetler.com facebook sayfası
lezzetler.com twitter sayfası
Mutevazı Lezzetler® facebook sayfası
Mutevazı Lezzetler® twitter sayfası

© MMV Mütevazı Lezzetler® TR-06500 Beşevler-ÇANKAYA 2005-2017 Bütün Hakları Saklıdır
porno | porno izle | rokettube | anal porno | Ensest porno | porno izle